11 Temmuz 2015 Cumartesi

24 Ramazan 1436

Vira Bismillah!
Uzun ara, kısa dönüş benimkisi.Vakit bulamamak değil, unutmak belki biraz, ama kesinlikle yazmaktan sıkılmak değil.Öyle ki buraya yazmadığımda yazdığım çokça şey var elbette.Her köşemde bir defter, mavi küçük defter her fırsatta çantamda sıkıldıkça hem neler yazmışım okumalık hem de burayı yazayım ki unutmayalımlık şeyler var içerisinde.Bazen de bir sohbetin ardımda bıraktıkları,özlem,vuslat,güzel şeyler..
Şimdilerde memlekette akraba akraba iftarlarda dolaşmak var iken bize okulun bahçesinde güzel niyetlerle düzenlenen öğrenci iftarlarına katılmak düştü,elhamdülillah.
Ve Ramazan geldi, gidiyor.Bir dahaki Ramazan'a diyorum içimden acaba erişebilecek miyiz? Veyahut yanımızda kimler ile.
Bu Ramazan öyle hızlı geçti ki önceleri gibi orucu yine tam mânâsıyla anlamak nasip olmadı belki ama Raabim daha da anlamak nasip etsin bir dahakine erişir isek insAllah.Bir bakmışım anne evindeyim bir bakmışım öğrenci evinde bazen İstanbul'un en güzel camiilerinde bazen okulun en nadide köşelerinde ve hep şükrettiklerimle ^.^
Bu Ramazan'da bir misafirim vardı ki konuşmaya, anlatmaya doyamadığım.En güzel ziyaretlerime eşlik eden, gidilecekler listesinde hep aynı heyecanı duyan ve gittikten sonra üzerine derin derin bıkmadan konuşabildiğim, buralardan biraz uzak kalsa da aslında hep aklında olan Delibu ^.^
Hep aklımızda olan, merakla beklediğimiz yerler gördük ve bu yazı da onun sayesinde buraya geldi yine.Yok yok öyle düşündüğünüz gibi değil hiç yazalım buraya anılarımızı demedik ama az önce onun hatırında kalanları buraya not düştüğünü görünce dayanamadım, bu da burada dursun dedim, okuruz ^.^





Galata Mevlevihanesi,
Taksim'in göbeğinde, karmaşanın orta yerinde, ama kapıdan içeriye girdiğinizde sanki kilometrelerce ötedesiniz.Hissettiklerinizi kelimelerle ifade edemiyorsunuz.Kendisi ayrı hikaye, bahcesi ayrı.Kapıdan içeriye girdiğinizde hissettiginiz huzur ise anlatılmaz, yasanır.Bahce, agaclar ve çiçeklerle dolu, özellikle ortancalar.Ve tabi ki bu doğa harikasına eşlik eden kuşlar ^.^
Bendeniz fakire ise bu yazıyı fotoğraflar ile süslemek ve tavsiyede bulunmak düşer.
Selamet ile.



Gökyüzüne baktığınızda sadece gökyüzünü göremeyeceğiniz ama bundan da asla pişman olmayacağınız bir nokta ^.^







Bu kapıdan sonrası karmaşa, koşturmaca...


1 Nisan 2015 Çarşamba

Bir Karanlık Günün Ortasında

Hep kötü şeylerle gelmeseydik belki daha güzel olabilirdi, yani olmasaydı sonumuz böyle.Ama nasip.
Her şey yeni bir şeyler öğrenmek yeni şeyler yaşamak için.Yine uzun upuzun bi ara verdim yazmaya buranın yokluğunda çok mu şey yaptım yoksa boş muydu yaptıklarım bilinmez çokça okudum çoğu kez yazmadım.Başlarda buranın yokluğunu küçük kara kaplı defterim dolduruyordu ama sonralarda onu bitirdim bir heves bir diğerini aldım ki olmadı işler yolunda gitmedi defter dolmadı ben yazmadım.Burayı günlük niyetine kullanmak istemiştim başta baktım olmadı güzel şeyler yazayım dedim sonra o hiç olmadı baktım hep kötülerden kaçmak için kullandım burayı.Yazdım aslında bazen çokça,ama yayınlamaya değer göremedim, yazmakla kaldım okutmadım.Buradan uzakta iken,aslında bir o kadar yakında, çokça sorguladım kendimi sosyal alemimi var olup olmamak hususunu.Hatta çoğu kez fevri kararlar alıp bazılarını terk eyledim bazılarını da kurumsal sebeplerden açıp sonunu getiremedim bu meret böyle ne yazık ki.Neyse ki bırakamam dediğim şu koskoca tivitıra da noktayı koydu uzun zaman öncesinde, elhamdülillah.Çok vazgeçilmez gelen şeyler aslında en kolay vazgeçeceklerimiz oluyormuş,net.Şu sıra fazlasıyla meftunu olduğum instegram şeysi var ama bu yazma sevdasından değildir böyle biline,bu kesinlikle içimizde bir yerlerde kıpraşan fotoğraf çekme aşkımızın akıllı araçlar ile kolaylaşmasından sebep ve dahi bunları pazarına kolayca sürebilmemizden, hızla gelişiyor ya da geliştiriliyor ^^ gören de fenomenim sanır bi havalar bi havalar o ne öyle ^^  Neyse geçiyorum bu boş mevzuları.Bugün acı var serde çokça acı ve karanlık.Dünün karanlığı aydınlatılamadı elektrikle, ülke daha da karanlığa gömüldü sanki.Genç bir savcı vatan upruna küçücük çocuklarına rağmen çekilip alındı çocuklarının eşinin kollarından.Şuç neydi, suçlu kimdi? O çocukların babalarından ayrılıklarının bedelini kim,kimler ya da hangi devlet ödeyebilirdi. Şehit demek yeter miydi sadece o genç insana, Rabbine kavuştu.Bunlar aşkar olan kısım bize bilmediğimiz şeyler söyleyin!